Yazı Detayı
24 Aralık 2020 - Perşembe 01:19 Bu yazı 204 kez okundu
 
Ne Kadar Dayanırız?
Bercuhi BERBERYAN
 
 

İnsanlığın başı belada ama biz ülkecek beter haldeyiz. Yakın çevre ölümleri artıyor. Aileden biri ölmedikçe kafamız basmıyor. Sevdiğimiz birini tecrit etmek, uzak durmak zorunda kalıyoruz. Ona bakmak, ilacını vermek, hiç olmazsa elini tutmak bile mümkün değil. Sevilen biri pat diye gidince, cenazesi bile Allaha emanet. Ne kadar örnek de paylaşılsa, ülkecek ne durumda olduğumuzu ancak en yakını bu illete maruz kalan fark ediyor.  

Benim 65 yaş üstü, ‘tek yakınım’ iş yeri sahibi ve genç bir ortağı var. O işin başındadır, genç ortak da koşturmalar, ilişkiler, gidip gelmeler bölümünü yürütür yıllardır. Genç dediysem 40’larında, evli barklı çocuklu. Ama çoğu gençler gibi “Bize bir şey olmaz abi”cilerden. Sonuç? İlleti kaptı. Bir süre hastane, sonra ev, ‘astım’ nedeniyle fenalaşınca yine hastane. Bitti mi? Bitmedi. Ciddiyetsizlikten, her an iç içe olduğu iki yeğenine bulaştırdı, çekiyorlar.

O yakınım, test yaptırdı negatif çıktı, yetmedi, aile hekimine gidip bir de zatürre aşısı oldu. Ertesinde kırıklık, nezle, öksürük, ateş gibi arazları aşının sonuçları sandı ama tek test yetmez diye yine hastaneye koştu. Daha hepsi Covid hastalarını almıyordu. Hangisi aldı? Etfal. Hiç gittiniz mi? Allah muhtaç etmesin. Pislik, pespayelik diz boyu. Üstelik tıklım tıklım, vıcık vıcık. Doktor belli de kim hasta, kim sağlam, kim müstahdem belli değil. Hemen tomografi. Malum alete biri girip biri çıkıyor, dezenfekte yok, altlarında örtü bile yok. İtirazın cevabı; “Hadi hadi bir sürü insan var arkada, seninle mi uğraşacaz? Sonra test yapılıp eve gönderildi. Sonucu birkaç gün sonra internetten kendin öğren. Ya pozitif çıkarsa? Veee… pozitif. Buyurun bakalım.

Evde karantina, ertesi gün uzaylı kılıklı adamlar gelip her yanı dezenfekte edecek ve bir doz ilaç verilecek. Sonra her gün telefon kontrolüyle ilaca devam edilecek. Beklenen gün gelince ne oldu dersiniz? Malum adamlar, sokağın başından telefon edip yaşını sordular ve o ilaç 65 yaş üstüne ağır gelir diye “Sen evden çıkma, kendine dikkat et, her gün kontrol edeceğiz” deyip gittiler. Ne olacak şimdi? Hiiiç. Ne halin varsa gör. Kendi kendine iyileş ya da ölüver.

Peki aradılar mı? Hayır. İlaç ağır gelirse daha düşük bir doz verilemez mi? Sana ne. Peki ya kötüleşirse? Bana ne. İster iyileş ister öl. Ya iyi tecrit edilemez de başkalarına bulaştırırsa? Dert mi? Sosyal medyada dönüp duran, hasta yakınlarının saldırdığı sağlık çalışanları haberleri var ya, empati yapalım kolay değil, bıkmakta haklılar ama zor durumdalar diye ben mi öleyim yani? Onu o mesleği seçerken düşünselerdi.

İyi ki doktor dostlar var, telefonla ilaçlar yazıldı, talimatlar verildi. Sağ olsunlar günde kaç kere arayıp kontrol ettiler, bu yazı çıkana kadar da inşallah atlatır. Valla üzgünüm, hem yakınım, hem de ülkenin içinde bulunduğu bu berbat hal için. Dünyada genel tavır belli. 65 üstü biri bu illetten ölmezse daha kaç yıl yaşar? Nasılsa bir ömrün son bölümü bu. Asıl hedef 20 – 60 yaş arası diyesim geliyor. Eğer bu virüs bir laboratuarda üretildiyse ki çok mümkün, amaç en verimli çağdakileri azaltmak. Zaten dünya çok kalabalık. Üstelik açlık sınırında, çoğalıp duran bir dolu insan yer işgal ediyor. Hepsi birden gitsin bitsin.

Sonrasında tarih bile baştan yazılır ve kalan nesil yeniden şartlandırılır. Gelecekte dünyada teknoloji odaklı, geçmişi olmayan yepyeni bir insanlık kalır. Tüm bunları tezgahlayan, bu sayede dünyadaki her zenginliği elinde tutan bir avuç güç, o kalan yepyeni insanlığı robotlaştırana kadar yönetir. Sonrasını Allah bilir. Robotlar, sıfır duygu, sıfır doğa, sevgisizlik, uzay, filan falan… Abarttım mı? Bilmem? Biz göremeyiz.

Bakalım ülkecek bu “Bir şey olmaz abi” tavrıyla ne kadar dayanırız.

 
Etiketler: Bercuhi Berberyan, makale, pandemi,
Yorumlar
Haber Yazılımı