Yazı Detayı
12 Mayıs 2021 - Çarşamba 18:44 Bu yazı 189 kez okundu
 
Arzu Hâl
Av. Arzu Mutlu ENGİN
 
 

Ya bugün yaşamının son günüyse?

Sabah aynada yüzüme takıldım, yaşamımın izleri olan kırışıklıklara kaydı gözlerim ve dibinden beyazı görünen kızıl saçlarıma...

Yaşadığım, kıymetini bilmediğim zamanlar geldi aklıma, yaşanmamış saydığım günleri, gelecek günlerimin üstüne koymak müthiş olurdu.

Papini'nin "Ödenmeyen Gün" isimli hikâyesi geldi aklıma;

“... Güzeller güzeli bir prensese, 22 yaşındayken bir teklifle gelirler.

Hasta kızı için gençlik yılları aradığını söyleyen beyefendi “bana şimdi gençliğinizden bir yıl ödünç verirseniz, daha sonra hepsini size geri ödeyeceğim" der.

Prenses çok gençtir, cömertçe gözden çıkarır bir yılı.

Verdiği borcu unutur ne zaman 40 yaşını aşar ve o dillere destan güzelliği bozulmaya yüz tutar; arar beyefendiyi ve 365 günlük alacağını geri ister.

Özellikle balo günleri, körpe bir bedenle girer salonlara. Odasına sızmayı başaran aşıkları, gece yarısından sonra yüzünün nasılda kırıştığını hayretle gözlerler.

Her gençleşmenin ardından gerçeğe dönüş giderek acı vermeye başlar. Yaşı ilerledikçe geri döndüğü 23 yaşı ile aradaki fark artar, gençlik aşısını tatmak anlamlı olmaya başlar.

Günlerini hoyratça harcayan prenses, geri isteyebileceği sadece bir günü kaldığını fark eder, “bir günlük ışık, sonra sonsuza dek karanlık...!"

Ateşli bir sevgili için tek günü özenle saklar, bu son yaşam parçasına kıyamaz…

Nihayet dizlerine kapanarak gençliğinin son gününü kendisiyle geçirmesi için yalvaran bir adamın teklifini kabul eder.

Adam şık, titreyen yüreğiyle şatoya gelir, iki kişi için mumların yandığı masada bir süre bekledikten sonra meraklanıp prensesin kapısını tıklatır.

Yanıt gelmeyince açıp girer. Dört bir yana savrulmuş giysiler ve prenses aynanın karşısında bir kanepeye uzanmıştır. Yüzü bembeyazdır, gençliğine dönmeyi beklerken son nefesini vermiştir ..

Adam, bu ani ölümün nedenini yerde bulduğu mektupta bulur. Satırlar, borçlu beyefendiye aittir;

"soylu prenses...! size borçlu olduğum son gençlik gününü geri veremeyeceğim için çok üzgünüm. en derin bağlılığımla..."

Birden orta yaşımın içindeki genç kızı aradığını farkettim.

Şimdi elime geçse o zamanlarla neler yapardım?

Daha çok film seyreder, ve okur muydum?

Yoksa denizin karşısında bir bankta hiç kalkmadan saatlerce oturur, aylarca sürecek bir tren yolculuğuna çıkar veya zeytin mi dikerdim?

Ne gençliğin hiç bitmez sanılan zamanları, ne yaş almanın korkutan yılları olmalı insanın gözünde, zamanın her anına başka neşeyle sarılmalıyız.

Sadece içindeyiz zamanın.

Kaç yaşına gelirsek gelelim ruhumuz hep gençliğin güzelliğinde yaşar.

Evrendeki her şeye sevdalanalım, ruhumuz bu sihirle dipdiri bir bedende hep raks etsin.

Güzellik; bizim evrene bakan gözlerimizde…

Gençlik ve yaşlılığın iç içe geçtiği bir beden ve ruh sarmalında, sakın en kıymetli olan, yaşadığınız anı saklamayın.

Her an, sadece o an içinde en muhteşem sihri saklar.

Ya bugün yaşamınızın son günüyse?

 

 
Etiketler: Av. Arzu ENGİN
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı