Yazı Detayı
18 Eylül 2021 - Cumartesi 00:37 Bu yazı 219 kez okundu
 
Düşüncenin Gücü
Bercuhi BERBERYAN
 
 

Beynimiz bir düşünce ürettiğinde, sayısız dalgalar yayar, bunlar evrende sonsuza kadar gider. Ses dalgaları gibi. Böyle biliyoruz… Ama tam olarak böyle değilmiş. İnsan beyni düşüncenin üreticisi değil, aracısıymış. Şöyle oluyor: Beynimiz aracılığıyla, sonsuz zekâdan doğan düşünce denizinden bazılarını çekip, algılamamız ölçüsünde kullanıyoruz. Radyonun ses dalgaları denizinden birkaçını algılanabilir hale getirmesi gibi. Sonra, radyo gibi seçip algıladığımız düşünceleri kendi frekansımızla yayıyor, dil aracılığıyla fark edilir hale getiriyoruz veya salıveriyoruz evrene. Dile getirilenler, gözler ve kulaklarla algılandığında, başka düşünceleri etkileyip, her beyinde farklı şekilleniyor. Değişiyor, karışıyor, kısalıyor, uzuyor, türlü hallere giriyor. Dile getirilmeyen ise gidiyor, gidiyor… Tutan veya tutmayan frekanslar, algılama güçleri, olumluluklar, olumsuzluklarla karşılaşıyor. Ya birleşiyor ya çarpışıyor, itişiyor ama her haliyle, evrende asla yok olmuyor. Bazen başka beyinlerin çekim alanına giriyor.

 

Son yıllarda bu tür birçok kavram oluştu. Öğretiler geliştirildi. Kitaplar yazıldı. Okuyoruz. ‘İmgeleme’, ‘düşünce gücü’, ‘olumlu düşünmek’, ‘düşüncenin maddeye dönüşmesi’ gibi sözlere alıştık. Öğreniyoruz ki düşünce denizinden beynimizin seçip algılayarak, dile getirdiği veya getirmediği her düşünce hayatımızı oluşturmakta. Görüyoruz ki olumsuz düşünceler arttıkça dünya bir açmaza doğru gitmekte. Korku, kuşku, kin, nefret, lanet, haset, şiddet gibi duygulardan etkilenen düşünce dalgaları doğayı bile etkilemekte.

 

Bu gidişattan endişe duyan kimi beyin sahipleri toplanıp, olumlu düşünce güçlerini birleştirerek olumsuzları yok etmeye çalışıyorlarmış. İşe yarar mı? Bilemem. Ama uğraşmaya değer. Madem her şey düşünceyle yaratılıyor, madem madde bile düşüncenin somut hali… neden olmasın? Bu aralar çok okuyorum bu konuları. Yatıyor aklım bazı kavramlara, o yüzden paylaşıyorum. Belki sizinki de yatar. Biliyorsunuz, farkındalık inançtan da önemli. Farkına varmaktır aslolan, körü körüne inanmak değil. Farkına varırsak etkileşmelerin, fert fert bile olsa, biz de çalışırız belki olumlu bir dünya için el ele.

 

Eskilerin bazı sözleri de takılıyor kafama arada. Onların henüz tamamen fesata çalmamış beyinlerinin algıladığı bazı düşüncelerin dile getirilmiş halleri öyle bilgece, öyle net ki… ‘İnanç’ sandıkları bazı ilginç farkındalıklar öyle uyuyor ki şimdinin kitaplar yazdıran kavramlarına…

 

“Eksik dilek dileme” derdi anneannem mesela. “Gönülden istersen olur, ama eksik söyleme, tamamını söyle”. Okuduğum bir kitapta vardı. Kadının biri, “Ben çok zengin olacağım, etrafımdaki herkes bana hizmet edecek. Sadece ‘istiyorum’ demem yeterli olacak” der dururmuş. Sonunda gerçekten büyük bir mirasa konmuş, akabinde de felç olmuş. Etrafındaki herkes mecburen, parasıyla ona hizmet etmiş. Ve sadece ‘istiyorum’ diyebiliyormuş.

 

Öğrendiğim bir şey daha var. Düşünce dalgaları o aklımızın ermediği boyutta yol alırken, başka düşünce dalgalarıyla karşılaştıklarında, birbirlerini çekiyor veya itiyorlar ya... Olumlu düşünceler, itildikleri zaman uyumlu bir frekansa rastlayana kadar savrulur, olumsuz düşünceler ise mutlaka kaynağına dönermiş. Bilimsel bir açıklama. Bu da babaannemin bir sözünü hatırlatıyor. “Aman yavrum sakın bela okuma, sana döner” derdi. “Lanetler, belalar, bir gün mutlaka geri gelirler.” Ben bunun doğruluğunu defalarca görecek kadar yaşadım. O halde tüm dostlarıma içtenlikle, bütüün bu yukarda yazılanlardan özetle “Var olan her şey düşüncelerin sonucudur. Olumlu düşünün, hayatınız düzene girer. Doğru dilek dileyin, gerçekleşince düş kırıklığınız olmaz. Asla lanet ve bela okumayın, bir gün mutlaka size döner” diyebilirim.

 

 
Etiketler: Bercuhi Berberyan, makale, düşüncenin gücü,
Yorumlar
Haber Yazılımı